
Resimler,Pictures
2000 Yılında ilk BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evine yarışmacı olarak giren Hülya Yamanoğlu’nun sitemize gönderdiği açıklamayı noktasına,virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz.
2000 yılında bir yarışmaya katıldım. Yarışma esnasında ister istemez medyatik oldum. Bunun olumlu – olumsuz bir çok getirisi ile karşı karşıya kaldım. Aniden ve tam anlamıyla kendi kontrolümde olmayan medyatik olma süreci bana ciddi anlamda sıkıntılar da getirdi. Uzun süredir bu sıkıntılarla pes etmeden mücadele etmekteyim. Çok rahatsızlık verici olaylar yaşadım. Beni olduğumdan çok farklı biri gibi tanıtmak isteyenler oldu. Elbette bundan bir şekilde kazanımları olduğu için yaptılar ama bana kaybettirdiklerini pek önemsemediler. Bunları çaresizlik içinde elbette dile getirmek istemiyorum ; bütün olumsuzluklara rağmen sürekli kararlı , azimli ve kendine güvenen bir tutumla ayakta durmaya çalıştım, çalışıyorum.
Medyatik olmanın tatsız getirileri diyorum ben bunlara. Hele bir de bir yarışma sonucunda aniden gelen bir medyatiklik varsa , savunmasızsanız, ortamların cambazlıklarına pek aklınız ermiyorsa hemen her şey söylenebiliyor hakkınızda ve birçok olayda adınız geçebiliyor. Bunları öğrendim yaşadığım süreçte. Tabii bedelini çok ağır ödeyerek . Bu sebeple bu konuların konuşulmasını, başkalarının benim hayatımdan prim yapmasına izin vermek istemiyorum. Muhtemel benim de hatalarım olmuştur en azından bu durumları kontrol edememişim ve arkadaşlarımı iyi seçememişimdir.
İnsanlar hayatta yaşadıkları değil yaşamadıklarından pişmanlık duyarlarmış. Pişmanlık bir histir. Genelde insana bir şey kazandırmaz eğer ders çıkartamayacaksanız. Pişmanım dediğim olmuştur belki geçmişte ama bugün dönüp baktığımda olmasa iyi olurdu dediğim şeyler var sadece. Yaşanan her şey bir öğrenme fırsatıdır. Hata da yapabilmek lazımdır, zaten insanın doğasında vardır hata yapabilmek, kendi doğamıza direnmenin anlamı ne ? Ben hatalarımı da kabullenerek , öğrenerek, gelişerek yaşamayı öğrendim.
Yarışmadan bugüne 7 yıl geçti. Medyaya yansıyanlar ve insanlarda oluşan bir takım izlenimler iş hayatına yeniden dönmemin önünde genelde bir engel teşkil etti. Hala iş bulmakta zorluk yaşıyorum. Tecrübeliyim. Bilgiliyim. İngilizcem, bilgisayarım, insan ilişkilerim, çalışkanlığım, üretkenliğim, , her şeyimle çok başarılı olabilecekken tüm kapılar yarışmacı olduğum ve yanlış imajım yüzünden kapanıyor. Yanlış tanıtıldım. Farklı bir imajla gösterdiler beni ve bu imaj kötüydü.
Şu an da zamanla büyüyen sorunlarımı çözmeye çalışıyorum. Bir takım eğitimlerle yeterliliğimi arttırma çabası içindeyim. Web tasarımı okuluna gitmem ve sertifikamı almam da bunlardan biri. İnsanlar benim için konuşurlarken ben geçen kış ( yağmur, kar dinlemeden Etiler –Şişli arası 2 ay süresince gidiş ve geliş olarak 2-3 saat yürüyerek ) Web tasarım kursuna gittim ve 42 yaşında olmama rağmen lise çağındaki öğrencilerle aynı dersane de saatlerce ders dinledim. Azmettim ve başardım. Geçimimi sağlayamıyorum maalesef ki çünkü web tasarımını meslek haline getirebilmem için yıllar gerekiyor. Oysa bu anlam da henüz bir çırağım. Geçmiş dönemlerde menejerlik yaptım. Bora Gencer ve İlham Gencer ile 1 yıl çalıştım. Sonra Halkla İlişkiler, İşletmecilik, Organizasyonlar…. derken her işe el attım. Geçimimi sağlamaya çalıştım ama hep sıfırın altında devam ettim güçlüklerle….artıya geçemedim.
9 yıldır aynı dairede oturuyorum.Köşedeki Nilgün eczanesi, market, oturduğum binanın görevlisi Muzaffer ve yöneticimiz Sevil hanım.. İşte sorulduğunda gerçek Hülya’yı ve Hülya’nın gerçek yaşamını en çıplak haliyle anlatacak insanlar… Kiramı ödeyemeyeli tam 11 ay oldu. Beraberinde bir çok fatura borcu dahil…Ev sahibim ve eşi “ Bir gün mutlaka düzelecek” diyerek beni ancak 11 ay idare edebildiler. Beni sevdikleri için. Bana inandıkları ve beni gerçekten tanıdıkları için .Fakat limitler nereye kadar zorlanabilir ki? Tam 1 ay sonra tüm bu borçlarla beraber evimden çıkmak durumunda kalacağım. Bunu yaşamak istemiyorum. 42 yaşında dişlerimle ilgili sorunumu yüzüm gözlerim tamamen şişip kapanarak acı içinde sadece sigortam ( tamamlanmasına 1200 iş günü olmasına rağmen) olmadığından ve maddi durumum el vermediğinden evimde ağrı kesici ilaçlarla gidermeye çalışıyorum. BU durumları yaşamak istemiyorum. Donanımlı ve bu kadar çalışmak isteyen , mücadelesini sırtını kimseye dayamadan, kimseyi kullanmadan, tek başına vermeye çalışan bir kadın olarak ben Hülya Yamanoğlu ; artık yanlış değerlendirilmek istemiyorum. Zorbalara boyun eğmenin en tehlikeli yolu kendine güveninde tereddüt yaşamaktır. Kendine güveninde tereddüt yaşarsa bir insan o tehlike yolda yol alıyor demektir. Zorbalık yapanlar olacaktır elbette ama güçlü olduğun sürece karşı koymaya devam etmelisin.
Benim kendime güvenim sonsuz. Tek isteğim çalışmak ve ayaklarımın üzerinde durabilmek. Çocuklarım ve sevgili anne-babama destek olabilmek ve artık..Lütfen; güzel kalpli, güzel düşünceli ,hayatın hepimiz için olduğunu bilen, inanan ve o şekilde yaşayan insanlarla aynı yolda olmak istiyorum…. Tüm bu iç dökümümü bir bütün olarak değerlendirmek gerekirse söyleyeceğim son sözler şöyle olur;
“ 2000 yılındaki kararım hayatımda sadece yarışma olarak kalsaydı ve yarışmanın bitişi ile medyatik süreç bitseydi çok iyi olurdu. Şimdi artık bunu değiştirmek mümkün değil. “
Bana kendimi ifade edebilmem için verdiğiniz bu şans için çok teşekkür ederim.
Sevgilerimle
Hülya Yamanoglu